GÖNDERİLMEMİŞ BİR MEKTUP

0
177

GÖNDERİLMEMİŞ BİR MEKTUP

Sevgili oğlum/kızım;
Hayat benim için geriye doğru sarmaya başladı.
Ben tekrar bebek gibi bakıma ve ilgiye ihtiyaç duymaya başladığımda, bencilce davranışlarımın olduğu zamanlar, senin için çok zor, sıkıcı bir hal alabilecek, biliyorum. Sen yine de sabrını ve şefkatini koru. Vaktiyle sonu gelmez küçük arzuların, sonu gelmez soruların vardı; bazen sabırla cevapladığım, bazen de başımdan savdığım. Şimdi baktığımda sonu gelmez küçük arzuların ne şirin, ne hoşmuş. Amacım yaptıklarımı başına kakmak değil ha, yine olsa daha, daha iyi şeyler yaparım. Benimkisi sadece “ya beni bırakır da yalnız kalırsam” duygusunun yarattığı korku, çünkü yalnız kalmaktan çok korkuyorum (sen de küçükken yalnız kalmaktan çok korkardın. Birlikle uyur, sonra ben kocaman yatağın sadece 10 santimlik kısmında uyuyabilirdim, meğer ne güzel, ne mis kokulu, sıcacık bir duyguymuş. Bilemedim… )Bu yüzden sıklıkla duygu sömürüsüne başvuruyorum, çünkü ben isteklerimi yaptırmayı bu şekilde öğrendim. Karşılığını almayı biran bile düşünmeden yaptığım şeylerin aynısını beklemiyorum senden.

Biliyorum, şartlarımız eşit değil. Dünyanın en güzel mucizesi küçük, sevimli mis kokan bir çocuğa bakmakla yaşlı birisine bakmayı aynı kefeye koymuyorum tabi. Ama bil ki şimdi senin ilgi ve şefkatine ihtiyacım var.

Ah, ne güzeldi o, mis kokulu o güzel yıllar, bahar meltemi gibi geldi, geçti. Yaşarken ne uzun, hiç bitmeyecekmiş gibiydi; oysa şimdi sadece kısacık bir rüya. Bu rüyayı tekrar yasamayı ve eksiklerimi telafi edebilme şansımın olmasını ne çok isterdim bilsen. Biliyorum küçük bir çocuk gibi sevimli değilim, küçük arzularım da şirin değil. Hatta bazen itici bile olabiliyorum. Bir bebeğin altını değiştirirken aldığın keyfi almıyor, hatta bu durum senin için sevimsiz bir hal de alıyor olabilir, ama ne yapabilirim…

Yasam döngüsü iste.
Aslında ben de bu durumdan hem utanıyor, hem de üzülüyorum, lakin elimden bir şey gelmiyor. Güzel çocuk, ben, senin fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarını görmezden gelmiş, yerine getirememiş, seni başımdan savmaya çalışmış, biran önce arkadaşlarımla konuşmaya veya yarım kalan işime dönmeye çalışmış olabilirim. Anneliğin bana verdiği yetkiye dayanarak seni hırpalamış, hatta temel ihtiyaçlarını bile karşılamamış da olabilirim ve benim bu davranışlarım toplum tarafından da türlü gerekçelerle kabul görmüş olabilir. Üzgünüm, senin böyle şansın bile yok. Sen, benim sana yaptığım olumsuz davranışları bana yapmaya kalktığında çok ağır eleştirilere maruz kalabilirsin
Üstüne üstlük seni yargılayanlarla bir olup, kendi hatalarıma rağmen senden mükemmeli isteyebilir, hatta kıyaslayabilirim. Bana karşı daha iyi olman ve benimle ilgilenmen için manipüle edebilirim. Çünkü artık ben yaşlı ve tıpkı bir çocuk gibi bencilim. Gel, hele otur yanıma, sana bir sır vereceğim;

Bana iyi davranmadığın zamanlarda acımasızca eleştirerek seni vicdan azabı içinde bırakabilirler; “mezar taşına sarılınca anlarsın”, “çocuklarından bulursun” gibi… Bunlar toplumun aciz kaldığı durumlarda kullandığı, yaptırım güçleri, duygusal istismarlar. Bunlar hem seni hem de beni sadece mutsuz eder, yorar üstelik hiç kimseye de faydası yok, aldırma. Hem korku ile sevgi bir arada olur mu hiç?
İkimiz de hayatımızın bir döneminde birbirimizin hoşuna gitmeyen şeyler yapmış olabiliriz, insanız sonuçta. Sen gönlünü ferah tut, ben her koşulda seni sever ve affederim, rahat ol. Benim sen de olduğu kadar senin de bende hakkın var. Ne sevinçler, ne mutluluklar kattın hayatıma. Yüzlememek için şimdiye kadar söyleyemedim sana. Teamüller böyleydi sevgi göstermek zayıflıktı ne yapalım?

Manipülasyonların nedenini de anlatmıştım mektubun başında. Gönlünden, elinden gelen kadarıdır istediğim, gerisine de Mevla kerim. Seni seviyorum… Ben, senin duygusal ya da fiziksel ihtiyaçlarını herhangi sebeple karşılayabilmiş ya da karşılayamamış olabilirim . Özür dilerim, lütfen beni affet… Sen her iki koşulda da bu iyiliği benim için değil, kendin için yap. Ben bu iyiliği hak etmiyor olabilirim, ama sen bu iyiliği hak ediyorsun… Ve şunu bilmeni isterim ki sevginin ne olduğunu ve bir çocuğa nasıl davranılması gerektiğini ben de bilmiyordum.

Çocuklar, benim eksikliklerimi kapatmak, benim başaramadıklarımı başarmak için bir proje, benim hatalarıma rağmen mükemmel olup beni aklamak, yaşlanınca bakımımı üstlenmek için bir nevi yatırım. Bildiğim, öğrendiğim, bana öğretilen de bu.
Hayat sorumluluklarla dolu bir serüven, bazen acı, bazen tatlı. Zaman içinde roller, sorumluluklar değişir. Acı, tatlı mutlu, mutsuz derken hayat bizi değil, biz hayatı yaratıyoruz aslında. Sıfır sorumlulukla merhaba dediğimiz bu dünyadan önce dimdik, sonra belimizi büke, büke diyoruz elveda. Şimdi, bütün olan bitene baktığımda, eğrisiyle, doğrusuyla, günahıyla, sevabıyla sen de benim tekâmülümsün anlayana. Bununla birlikte bana yasattığın her duygu ve öğrettiğin her şey için teşekkür ederim.. Seni seviyorum….
Hadi bak, çocuk ağlıyor git hemen sarıl ona, hem benim yapamadıklarım, hem kendin, hem gelecekteki sevgi dolu çocuk adına. Söyle ona; dünya harika bir yer sev, keşfet oyna doya, doya… “Ve onu doya, doya kokla .. sadece sev farkında ol sana sunulan güzelliğin ve her anını kutsa. Dilerim, çocuğunla olabildiğin zamanların, anların sevgi neşe ve huzurla dolsun…
Her koşulda, her zaman seni seviyorum..
❤annen

Ruhu anne olan, rahim isminin tecellilerini yasayan, yasatan herkesin annesine…Hamiget

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here